Modern İnsanın Sessiz Çığlığı: Varoluşsal Boşluk

Modern İnsanın Sessiz Çığlığı: Varoluşsal Boşluk

Varoluşsal boşluk, insanın kendi yaşamına yön veremediği, anlamın elinden kayıp gittiği anlarda belirir. Viktor Frankl’ın sözünü ettiği bu boşluk, modern insanın en görünmez ama en yakıcı deneyimlerinden biridir. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibi görünebilir; birey işine gider, ilişkilerini sürdürür, sosyal rollerini yerine getirir. Fakat içerde, hiçbir şeyin içini doldurmadığı, hiçbir seçimin gerçek bir yön duygusu yaratmadığı o derin sessizlik hissedilir.

Klinik odada da bu duygu çoğu kez dile gelir. Danışan, “Her şeyi yapabilirim ama hiçbir şey beni tatmin etmiyor” dediğinde aslında boşluğun en yalın hâlini tarif ediyordur. Bu cümlede, bireyin sınırları kaldırılmış bir özgürlükle baş başa kalması ve yönsüzleşmesi vardır. Sartre’ın “özgürlüğe mahkûmiyet” dediği şey tam da budur: Seçmek zorundayız, ama seçimlerimizin arkasında bizi taşıyacak hazır anlamlar yoktur.

Psikoloji alanında yapılan çalışmalar, varoluşsal boşluğun yalnızca bir felsefi mesele olmadığını; depresyon, kaygı bozuklukları ve bağımlılıklar gibi klinik sorunlarla da yakından ilişkili olduğunu ortaya koymuştur (Dezutter ve ark., 2013). Yine de bu boşluğu yalnızca bir semptom olarak görmek yetersizdir. Irvin Yalom’un işaret ettiği gibi, bu duygu aslında insanın yaşamla kurduğu ilişkinin en temel boyutlarından biridir: anlam arayışı.

Varoluşçu terapiler, boşluğu ortadan kaldırmaya değil, onunla yüzleşmeye davet eder. Frankl, insanın değerleri doğrultusunda yaşamına anlam katabileceğini savunur. Heidegger ise boşluğun, hiçlikle karşılaşma anı olarak, aslında insanın kendi varlığını özgün biçimde kurabilmesi için bir imkân olduğunu söyler. Böyle bakıldığında, varoluşsal boşluk bir çıkmaz değil, bir eşiktir.
Belki de bu eşikte asıl mesele, boşluğu hızla kapatmaya çalışmak değil, onun bize ne söylediğini duymaktır. Çünkü insan, yaşamının anlamını hazır bulmaz; onu, kendi seçimlerinin sorumluluğunu üstlenerek yaratır. Ve belki de tam bu nedenle, varoluşsal boşluk her birey için yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda kendi yolunu bulmaya çağıran bir davettir.

Post Your Comment

Takipte Kalın

Klinik yaklaşımımda bireyin deneyimini anlamaya, yargılamadan eşlik etmeye ve iç görü kazanımını desteklemeye önem veriyorum. Danışanlarımla çıktığım bu yolculukta, her insanın hikâyesine saygı duyan, bilimsel temelli ve etik bir anlayışı benimseyerek çalışıyorum.

İletişim Bilgileri

Psk. Gülnihal Sevinç
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.